5. Ulusal Her Yönüyle Kentsel Dönüşüm Kongresi İstanbul’da gerçekleşti

23 Şubat 2018

Bu yıl 5'incisi düzenlenen 'Ulusal Her Yönüyle Kentsel Dönüşüm Kongresi'ne katılan TOKİ Başkan Yardımcısı Mehmet Özçelik, "İstanbul başta olmak üzere nüfusumuzun yüzde 71'i, topraklarımızın da yüzde 66'sı birinci ve ikinci derece deprem kuşağında" dedi.

Özçelik, bu yıl "Kentsel Strateji Doğrultusunda Akıllı Şehirler ve Binalar" temasıyla, İstanbul'da düzenlenen "5. Ulusal Her Yönüyle Kentsel Dönüşüm Kongresi"ndeki konuşmasında, kentsel dönüşüm ve kentsel yenilemenin her zaman gündemde tutulması gereken konuların başında geldiğini söyledi.
Sağlıksız, afetlere karşı riskli, fiziksel olarak köhnemiş, yapı ömrünü tamamlamış konut stokunun Türkiye'nin en önemli problemlerinden biri olduğunu dile getiren Özçelik, depremsellikten dolayı kentsel dönüşüme ayrı önem verilmesi gerektiğini anlattı.

Özçelik, Türkiye için kentsel dönüşümün asla bir tercih olmadığının altını çizerek, şunları kaydetti:
"Bu bir zorunluluktur ve de acil bir zorunluluk. Deprem riski, nüfus artışı ile kentleşme hepimizin üzerinde önemli bir baskı yaratıyor. İstanbul başta olmak üzere nüfusumuzun yüzde 71'i, topraklarımızın da yüzde 66'sı birinci ve ikinci derece deprem kuşağında yer almaktadır. Kentsel dönüşümün kapsam ve aciliyeti düşünüldüğünde kamunun yanı sıra özel sektörün rolü de önem taşımakta. Tüm paydaşların üzerine düşen sorumluluklar var. Arsa sahipleri, yüklenici kuruluşlar ve kamu idareleri konuya daha sağduyulu, başta ülke, şehir, mahalle ve insani menfaatler boyutunda bakmamız gerek. Dönüşüm mantığıyla uyuşmayan ve herkesin kazanmak istediği bir anlayışla şehirlerimizi dönüştüremeyiz, yenileyemeyiz."

"Kentsel dönüşüme sadece fiziksel bir değişim olarak yaklaşılmamalı"
Aktif olarak içinde yer aldıkları kentsel dönüşüm çalışmalarının, yarının şehir idarelerinin oluşmasına önemli katkı vereceğini belirten Özçelik, bu açıdan kentsel dönüşüme sadece fiziksel bir değişim olarak yaklaşılmaması gerektiğini söyledi.

Özçelik, yanlış yapılaşmanın risklere değinerek, kentsel dönüşümün bu anlamda önemli fırsatlar barındırdığına işaret etti. Kentsel yenilemenin, sadece riskli yapıların yıkılması, yerine yenilerinin yapılması, fiziki ortamın iyileştirilmesi olarak algılanmasının yanlış olduğunu savunan Özçelik, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Kentsel dönüşümün hareket noktası ve değer olarak yer alması gereken en temel boyut insandır. İkincisi de şehirlerin DNA'sının muhafaza edilmesi. Kentsel dönüşüm, çok boyutlu, fiziksel, çevresel, ekonomik ve sosyal dönüşümün tamamını kapsayan bir süreç Bu açıdan kentsel dönüşüme çok aktörlü ve katılımcı bir süreç olarak bakılmalı. İnsan ve toplum sağlığının iyileştirilmesi, yüksek yaşam kalitesi sunan mekanların üretilmesi, yeni iş alanlarının geliştirilmesi, azalan komşuluk ilişkilerinin güçlendirilmesi de bu sürecin önemli bir boyutunu oluşturmakta. Projelerin temelinde insan var."

Yeşil alanı, sosyal donatısı olmayan, insanların sosyo-psikolojik açılarını gözetmeyen ve gidermeyen projelere kentsel dönüşüm projeleri denilemeyeceğini belirten Özçelik, başarılı sayılan kentsel dönüşüm projelerinde öne çıkan özelliklerin en önemlisinin stratejik planlama olduğunu söyledi. Özçelik, "Kadim şehirlere yeni imajlar yaratmaktan çok, kentlerin var olan tarihi ve kültürel mirasını ön plana çıkaracak tasarımları tercih etmeliyiz" diye konuştu.

"Kentsel dönüşümde herkesin bir iman tazelemesi gerek"
"Sektörel STK'lar açısından Kentsel Dönüşümün Geleceği" oturumunda konuşan TOKİ, Kentsel Dönüşüm ve İmar Planlama Daire Başkanı Uğur İnan, “Türkiye'de 20 yılda da sorunlu ve deprem riski taşıyan 7,5 milyon yapının dönüşmesi ile ilgili yıllık 500 bin gibi bir hedef bulunuyor. Kentsel dönüşümün bir seferberlik, ülkenin dönüşümü şeklinde düşünülerek kartların yeniden karılması gerekiyor. Başka bir tabirle herkesin bir iman tazelemesi gerek. Dönüşümdeki bütün aktörlerin, vatandaşından belediyesine, kamu otoritelerinden finans tarafındaki aktörlere kadar dönüşümün gelir elde etmek ya da vatandaş açısından zenginleşmek gibi bir çerçeveden ele alınmaması gerekir. Buna barınma hakkının sağlanması ve daha büyük felaketlerle karşı karşıya kalınmaması noktasında bir seferberlik olarak bakmak gerek. Buna göre konunun ele alınıp sistematik ve hızlı şekilde içinin doldurulması gerek" dedi.

“Enerji verimliliğin önemi arttı”
“Kentsel Dönüşümün Sosyal ve Çevresel Sürdürülebilirlik Boyutu” oturumunda konuşan TOKİ, Toplu Konut Projeleri ve Araştırma Daire Başkanı Levent Sungur, enerji verimliliği ile yeşil binalar konusunda sürdürülebilir kalkınmanın öneminin daha çok anlaşıldığını, enerji verimliliğine yönelik çabaların değerinin de aynı oranda arttığını söyledi.

Türkiye'nin enerji zengini bir ülke olmadığını belirten Sungur, sözlerine şöyle devam etti: “Bugün TOKİ'nin inşa ettiği konutlarda yaklaşık 3 - 3,5 milyon insan yaşıyor. 2023 perspektifimizde Türkiye'de yaşayan nüfusun yaklaşık 5 - 5,5 milyonu TOKİ'nin yaptığı binalarda yaşayacak. TOKİ de bu kapsamda üzerine düşen sorumluluğun farkında olarak, üreteceği konutlarda enerji verimliliğinin geliştirilmesi konusunda çalışmalar yapıyor. Binalardaki mevcut enerji verimliliği düzeyinin ölçülmesi, tasarrufların gerçekleşmesini sağlayabilecek spesifik uygulama önlemlerine ilişkin faaliyetlerimiz bulunuyor. Akıllı enerji, akıllı ulaşım, akıllı teknoloji, akıllı sağlık hizmetleri, akıllı altyapı, akıllı yönetişim ile bu süreç doğru planlanmalı ve yürütülmelidir.  Hatta bunların da yeterli olmadığını, akıllı devlet ve akıllı vatandaş kavramlarının da bu süreçte iyi tanımlanması gerektiği ortaya çıkmaktadır.”