İNSANI ŞEKİLLENDİREN MEKANLAR

26 Ocak 2017

Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından düzenlenen Ev ve Şehir Seminerlerinin 14'ncüsü  İstanbul'da gerçekleştirildi. “Mekan ve Toplum”  konulu seminerde konuşan Selçuk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Köksal Alver, yaşam alanlarının insan ve toplum bağları arasındaki ilişkiyi değerlendirdi.
 
BİR YAPIDAN DAHA FAZLASI
 
Mekan ve toplum ilişkisinin aslında insanı tanımladığını söyleyen Alver, insanların dünya üzerindeki duruşunun her zaman mekanlar üzerinde şekillendiğine dikkat çekti. İnsanın dünya üzerindeki varlığını tesis eden olgunun mekanın varlığı olduğunu belirten Alver, “Büyümemizi, sokak ve mahalle kültürünü öğrenmemizi veya 'ayaklarımızın yere basmasını' sağlayan mekansallık, mekan üretme ve bir mekana ait olmakla bağlantılıdır” değerlendirmesini yaptı. Prof. Alver, mekanları kendi inançları, kültürleri ve dünyaya bakış açılarına göre şekillendiren insanların aslında bu şekilde kendilerini de yansıttığını, fiziksel dış yapıları birbirine benzer olsa dahi her birinin içinin farklı ruha sahip olduğunu ifade etti.
 
KÜLTÜREL YANSIMA
 
Prof. Köksal Alver, mekanların ve şehirlerin insandan ve kültürden arındırarak okunamayacağını, dağlar, vadiler gibi doğal coğrafi mekanların aksine, yapıların insanlar tarafından belirli temeller üzerinde oluşturulduğunu belirtti. Mekanların ortaya çıkış nedenlerinden ilkinin barınma ihtiyacı, yani biyolojik varlığı sürdürmek olduğunu anlatan Alver, ikinci ve daha önemli neden olan kültürel yansımaların ise bu yapıları şekillendirdiğini söyledi ve şöyle konuştu: “Mekan yoksa insanlık kendini devam ettiremez, üretemez. Tüm mekanlar insanın kültürel konumu, yaşam biçimi, medeniyet algısı ve varoluşuyla ilgilidir.”
“Kendi kendine bir mekanın oluşması mümkün değildir” diyen Köksal Alver, bir mekana bakmanın insanın insanın dünya görüşüne, inanç yapısına, kültürel değerlerine bakmak olduğunu belirtti.
 
Mekanların değişimi de anlattığı belirten Alver, şu örneği verdi: “100 yıl önce inşa edilen tren garları benzer mimari özellikler taşıyor. Aynı durum günümüzde hizmete alınan garlar için de geçerli. Hepsi aynı ülkede bulunsalar dahi kendi dönemlerinin kültürel anlayışını yansıtırlar. Toplumlar değiştikçe mekanlar da değişir.”
 
Prof. Dr. Alver, TOKİ gibi kurumların hizmet alanları nedeniyle işlevsellik, estetik ve kültürü yansıtma bilinci ile hareket etmesi gerektiğine de vurgu yaparak, “Bu aslında bir kültür inşasıdır. Yapılar kültürü anlatma biçimimizdir. Mekanlar bizim referansımızdır” dedi.